-->

İNTERNETTEN PARA KAZANIN!

4 Şubat 2015 Çarşamba

Steve Jobs Ölmeden Önce Bill Gates İle Ne Konuşur?


Steve Jobs ölmeden önce Bill Gates ile üç saat ne konuşur?


İnsan öldüğünde dünyadaki parasının, zenginliğinin en ufak bir değeri kalmaz.


Aslında yoğunluktan çok fazla makale okuyacak vaktim olmuyor ama böyle ilgi çekici, üstelik okuyan insanları düşünmeye sevk edecek yazıları da mutlaka paylaşmak istiyorum. YazıdaSteve Jobs’un ölmeden önce evine çağırdığı insanlara neler konuştuğu anlatılıyor. Neler konuştuğu tabii önemli ama peki ya söyleyemedikleri? Ya da karşı tarafından içinden geçirip de Steve Jobs’un yüzüne karşı söyleyemedikleri?
Babasının garajında kurduğu Appleşirketini, geçen yıl ölmeden önce Amerikan Hükümeti'nin hazinesinden daha değerli yapmakla kalmayıp aynı zamanda şirketi bir kültürel ikon haline getiren Steve Jobs, paranın satın alıp tıbbın sunabileceği bütün imkanları denediği halde pankreas kanserinden kurtulamayacağını anlayınca vedalaşmak için on-onbeş çok yakın dostunu teker teker evine çağırır.
Evlilik dışı dünyaya gelen ve doğar doğmaz annesini ve kendisini terkedip sahip çıkmadığı kızı Lisa Brennan gelir. Otuz yıldır ayrıl kalmışlığın ve görüşmemişliğin neden olduğu soğukluğu bir anda gideremeseler de yine de buzlar biraz olsun erir. Jobs, " çok yakında bu dünyadan çekip gidicem" dediği kızından daha sık görüşmeleri için Newyork'tan California taşınmasını ister. Babasının malını, mülkünü ve ününü zerre kadar önemsemeyen kızı Lisa, California'ya taşınmayı reddetse de sık sık Jobs'i görmeye gelir.
Dünyanın çeşitli ülkelerinde sahip olduğu yüzlerce gazetesi ve televizyon kanalı ile tam bir medya mogulu olan Robert Murdoch gelir. Steve Jobs ile katı muhafazakarlığından dolayı  karısı Laureen'in nefret ettiği Murdoch, vejeteryanlığın çok katı bir türü olan ve süt gibi, tereyağı gibi hayvansal hiçbir ürün içermeyen, bir "vegan" yemek yerler.  Murdoch, bu misafirlikten ne kadar keyif aldığını, daha sonra "Jobs'un evine yemeğe erken gidin ki civardaki restoranlar kapanmadan çıkıp onlardan birinde karnınızı doyurabilesiniz" sözleriyle ifade edecektir.
Eski Başkan Bill Clinton da Jobs'a veda etmeye gelenlerden biridir. İkili,  Orta Doğu Barışı'ndan teknolojiye, Amerikan Siyaseti'nden Afrika'daki şu sorununa kadar birçok konuyu saatlerce konuşurlar.
Aralarında ciddi bir husumet olmasına rağmen, " nasıl çok iyi bir CEO olunur öğrenmek ve teknolojinin geleceği hakkında konuşmak istiyorum" diyerek Jobs'i yumuşatan  Google'ün kurucusu Larry Page de gelir.
Steve Jobs, ölmeden önce ona veda etmeye gelenlerden biri de Bill Gates'tir. Kendisi yüzküsur milyon dolar değerinde göl manzaralı, teknoloji harikası bir evde oturan Gates, Jobs'un hiçbir güvenliği olmayan sade evinin arka bahçesine dolanıp açık kapıdan içeri girer. Mutfakta oynayan kızı Eve'e babası Steve'in nerede olduğunu soran Gates, oynadığı oyundan başını kaldırmayan kızının işaret ettiği yöne, babası Jobs'un dinlendiği oturma odasına gider.
Eskiden ezeli rakipler olmalarına rağmen son yıllarda iki iyi arkadaş olmayı başarabilmiş Gates ile Jobs, üç saat boyunca bir yandan müzik dinleyip bir yandan da sağdan soldan konuşurlar ve Jobs'un ifadesiyle, " iki yaşlı insan gibi geriye dönüp bilgisayar ve teknoloji endüstrisinin eski günlerini yadederler". Jobs'un sağlığı, eğitimin geleceği, teknolojiyi eğitime nasıl entegre edebilecekleri, doğru kadınlarla tanışıp doğru evlilikler yaparak çocuk çocuğa karıştıkları için ne kadar şanslı oldukları ve hanımlarının ayaklarının yere bağlı tutarak uçmalarını önledikleri ve böylece delirmekten nasıl korudukları Steve Jobs ile Bill Gates'in üç saat boyunca müzik eşliğinde konuştukları diğer konulardan bazılarıdır.
Peki neleri konuşamadılar?
Ama beni ilgilendiren ne konuştuklarından ziyade neleri sözlere dökemedikleri. Belki de bu yüzden Walter Isaacson'un Steve Jobs biyografisini okumamın üzerinden o kadar zaman geçmesine rağmen  bilgisayar ve teknoloji denince akla gelen iki efsane isim olan Gates ile Jobs'un müzik eşliğinde konuşup geçmişi yadetmelerini bir türlü aklımdan çıkaramadım.
Şimdi sahneyi gözünüzün önüne getirin: Gates'in, o kadar zenginlik arasında nasıl bu kadar sade yaşamasını bir türlü anlayamadığı Jobs'un evinin salonunda, tahayyül dahi edemiyeceğimiz kadar zengin iki insan; Basic ve Windows programları ile bireysel bilgisayar devrini açan dünyanın en zengin insanı Bill Gates ile sadece bilgisayar şirketi Apple'la değil, altı değişik sektörde verdiği ürünlerle bütün insanlığın hayatını değiştiren Steve Jobs karşılıklı oturmuşlar. Sahip olduğu milyarlarca dolarlık mal varlığının hastalığının iyileşmesine hiçbir fayda sağlamadığı Jobs'in bu dünyadan çekip gitmesine günler kalmış. İkisi de birbirine bakıp gülümsüyorlar, eski günlerini yadediyorlar ama kimbilir birbirlerine söyleyemedikleri neler düşünüyorlar?
Bill Gates örneğin, Jobs'a  bakıyor ve içinden, "Tanrım, biliyorum ben de birgün öleceğim ama  canımı önümde oturan Jobs gibi birkaç gün içinde almayacağın sana çok minnettarım. Birazdan Steve'i burada acılarıyla bırakıp muhteşem evime, karıma, çocuklarıma gideceğim. Güzel bir akşam yemeği yiyeceğim. İyi ki o değilim" diye düşünüyor.
Steve Jobs ise Bill Gates'a bakıp,"evet, belki senden önce zaten hiç içimin ısınmadığı şu dünyadan gideceğim. Evet, sen bana tur bindireceksin, biraz daha o çok önemli sandığın şeylerin keyfini süreceksin ve er ya da geç sen de yanıma geleceksin. Ama bu, senin çok sıkıcı olduğun gerçeğini değiştirmeyecek. Hiçbir zaman ne sanattan, ne estetikten, ne de güzellikten anladın. Kimsenin anlamadığı kodlar yazıp ondan para kazandın. Bu yüzden de bir hiçsin ve koskoca bir hiç olarak öleceksin" diye düşünüyor.
Yazıyla ilgili benim yorumuma gelince, şimdi Steve Jobs ile Bill Gates’in o mütevazi evin salonunda birbirlerinin suratına bakıp içlerinden ne geçirdiklerini tabii ki bilemeyiz. Ama şu gerçeği bilebiliriz. Dünyanın en zengin insanı da olsanız, dünyanın en ünlü insanı da olsanız, dünyanın en akıllı insanı da olsanız, bir gün gelip de aslında hiçbirşey ama hiçbirşey olmadığınız gerçeğini göreceksiniz. Hesap vermek üzere Allah’ın karşısında durduğunuzda “ben bir hiçmişim, tüm mülkün sahibi Allah’mış, tüm servetin sahibi Allah’mış, tüm kainatın sahibi Allah’mış” diyeceksiniz. O’nun karşısında hesap vermek üzere durduğunuzda dünyada yığıp biriktirdiğiniz servetinizin en ufak bir önemi olmayacak. Dünyada sizi pohpohlayan dostlarınız da olmayacak, bankalara yığıp biriktirdiğiniz dolarlarınız da olmayacak. Üzerinizde marka kıyafetler de olmayacak. Boynunuzu eğecek ve dünya hayatınız boyunca Allah için ne yaptığınızı anlatacaksınız. Orada sadece takvanızın değeri olacak, Allah için yaptığınız salih amellerin değeri olacak.
Steve Jobs’un Bill Gates’den önce bu dünyadan gitmesinin de hiçbir anlamı yok. Çünkü Bill Gates’in hayatı da göz açıp kapayıncaya kadar bitecek, herşey tıpkı önünden hızla geçip giden tren gibi bir anda bitecek. Dolayısıyla onun Steve Jobs’un suratına bakıp içinden daha fazla yaşamasına sevinmesinin de hiçbir anlamı yok. Çünkü sonuçta Allah için hayatını yaşamıyorsa bu dünyada uzun kalmasının hiçbir değeri yok. Asıl önemli olan insanın sonsuz hayatını nerede geçireceğidir. Tabii bir de şu gerçek var. Steve Job öleceğini biliyordu, acizliğini çok derinden hissediyordu. Malının mülkünün, servetinin ona hiçbir şey kazandırmadığını görmüştü. Bu gerçeği Stanford Üniversitesi mezuniyet töreninde “ölüm hepimizin ortak sonu, şimdiye dek hiç kimse ölümden kaçamamıştır” diyerek yüzlerce insanın önünde itiraf etmiştir.  Eğer bütün bunlar onun aklını açtıysa, onu Allah’a yaklaştırdıysa, gerçekten inanarak öldüyse, Allah için ömrünü geçirdiyse o zaman hastalık onun için başarıyla geçtiği bir imtihan olmuştur. Söylediğim gibi bu iki insanın birbirlerine bakarken neler düşündüğünü ancak Allah bilir. Ama sonra ölenin kendisini mutlu etmesi, şanslı görmesi olabilecek en akılsızca histir. Önemli olan bu dünyada ne kadar kaldığımız değil, sonsuz hayatımıza nerede başlayacağımız, hangi kapıdan girip ilk adımı nereye attığımızdır. Çünkü oradan geri dönüş (Allah’ın dilemesi dışında) mümkün olmayacaktır...
kaynak: milliyet.com



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

AppGroup™

Designed ByAppGroup™™